ZATEN YOKSUN...

Gece şimdi...
Saatler delicesine öldürüyor dakikaları, saatleri... Akrep ve yelkovan, bütün ürkütücü yolculuklarıyla, zamanın bedevi kentlerine sürüyorlar beni...
Kutsanmış şehirlerinde kayboluyorum, en yoksul ülkelerin. En çıkmaz sokaklarında, biçilmiş ihanetler takılıyor ayağıma. Ya yalancı bir gülücük, ya yalancı bir dostluk, menfaat çukurlarına atıyor beni.
Tutunamıyorum ve sen yoksun.
Gece şimdi...
Yıldızlar isyan etmekte ayın hoyrat sessizliğine. Derinden derine bir meltem, acılarıma vuruyor... Şehir; bir suskunluk isyanında. Bütün köşe başlarına, mülteci hikayelerimi bırakıyorum cömertçe. Öylesine yorgunum, öylesine bıkkın, öylesine bitkin...
Yorgunum ve sen yoksun...
Gece şimdi...
Sloganlar atıp, yıkmak istiyorum bu şehri... Bir üfürümlük.. bir sigara dumanı kadar..
Yani...
Yani, tiryaki bir öyküsü var bu şehrin... Bir akşam efkârında, telafisi imkansız ikindi yıkıntılarıyla, küsüyorum artık bu şehre...
Gidiyorum ve sen yoksun...
Gece şimdi...
Bildiğin.. ezbere bildiğin bütün şiirlerle veda ediyorum sana... Bir yanım yıkık.. bir yanım hasarlı.. bir yanım çok çaresiz... Uzatıyorum sana soğuk ellerimi...
Üşüyorum ve sen yoksun...
Arkamda, sönüp gidiyor şehir ışıkları. Geride bir yıldız ışığı gibi uzak her şey. Koynumda kırılgan öykülerim. Koynumda, yıldızlardan çalma umutlar.
Vakit çok gece...
Ve zaten...
Zaten sen yoksun...
Hiç olmadığın gibi, hiç olmayacağın kadar yoksun...
S. ÇELEBİ



0 yorum yazılmıştır